İçindekiler
Evrenin Sizi Bırakmayı Reddettiği An: Kuantum Ölümsüzlüğünün Yalnız Paradoksu
Ölüm, insanlık tarihi boyunca kesin bir “son” olarak algılandı. Işıkların kapanması, perdenin inmesi, hiçlik. Ancak 20. yüzyılın ortalarında kuantum mekaniği, bu kesinliğin üzerine rahatsız edici bir soru işareti bıraktı: Ya bilinciniz için “kapanış” diye bir seçenek teknik olarak mümkün değilse?
Kuantum ölümsüzlüğü, sadece teoridir bunu deneyimlemek belki mümkündür ama bunu aktarma şansınız yoktur. Kanıtlanabilir bir şey değildir.
1. Schrödinger’in Kedisinden Everett’in Dünyalarına
Bu fikri anlamak için önce sezgilerimizi kapıda bırakmamız gerekir. Klasik Kopenhag yorumuna göre, bir gözlem yapılana kadar olasılıklar bir “süperpozisyon” (üst üste binme) halindedir. Kutudaki kedi hem canlıdır hem ölü. Kutuyu açtığınızda evren bir karar verir: Kedi ya ölüdür ya canlı. Dalga fonksiyonu çöker.
Ancak 1957’de Hugh Everett, “Çoklu Dünyalar Yorumu” ile sahneye çıktı ve şunu sordu: “Ya dalga fonksiyonu hiç çökmüyorsa?”
Everett’e göre evren karar vermez; dallanır. Bir silah tetiğini çektiğinizde, tetiğin düşüp ateş alması (%50) ve almaması (%50) ihtimalleri aynı anda gerçekleşir. Ancak bunlar artık iki farklı evrendir. Birinde silah patlar, diğerinde patlamaz.
2. Kuantum İntiharı: Birinci Şahıs Deneyimi
Kuantum ölümsüzlüğü fikri tam bu dallanma noktasında devreye girer. Deneyi dışarıdan izleyenler için sonuç nettir: Denek ya yaşar ya ölür. Ancak deneyi yapan kişi için durum radikal biçimde farklıdır.
Şöyle açıklayalım;
Başınıza, her saniye %50 ihtimalle ateş alan, kuantum tetikleyicili bir silah dayalı.
1. Saniye: Tetik düşer. Evren ikiye ayrılır. A Evreninde silah patlar, ölürsünüz. B Evreninde silah tutukluk yapar, yaşarsınız.
A ihtimali gerçekleşirse bilinciniz nereye gider?
Ölü bir beyin bilinç üretemeyeceği için, bilinciniz zorunlu olarak hayatta kaldığınız B Evrenindeki “siz” ile devam eder. “Öldüm” diyemezsiniz, çünkü bunu diyecek bir bilinciniz yoktur.
2. Saniye: B Evrenindesiniz. Tetik tekrar düşer. Evren yine ikiye ayrılır. B1’de ölürsünüz, B2’de silah yine tutukluk yapar.
Bilinciniz yine hayatta kalan dala yani B2 ihtimaline tutunur.
Bu döngüyü sonsuza kadar tekrarlayın. Dışarıdaki gözlemcilerin %99.99’u sizin öldüğünüzü görür. Cenazeniz kalkar, insanlar yas tutar. Ancak sizin perspektifinizden, o silah sonsuza dek tutukluk yapar. İstatistiksel olarak imkansız gibi görünen şans serileri, sizin öznel gerçekliğinizde %100 kesinlikle gerçekleşir. Çünkü hayatta olmadığınız bir evreni deneyimleyemezsiniz.

3.Biyolojik Çürüme
Kuantum ölümsüzlüğü üzerine yazılan çoğu yazı burada durur ve sanki kişi “süpermen” gibi sonsuza dek genç kalacakmış izlenimi yaratır. Ancak bu teorinin “yazılmamış” en karanlık tarafı şudur: Ölümsüzlük, sağlıklı kalmak anlamına gelmez.
Teori, bilincin devamlılığını şart koşar, vücut bütünlüğünü değil.
Bir trafik kazası geçirdiğinizi düşünün.
Bir evrende öldünüz.
Diğer evrende ağır yaralı kurtuldunuz.
Bilinciniz zorunlu olarak yaralı kurtulduğunuz evrene akar. Yıllar geçtikçe, yaşlılık ve hastalıklar kapıya dayanır. Ancak “biyolojik ölüm” anı geldiğinde, yine o anın gerçekleşmediği (veya ölümcül hatanın oluşmadığı) son derece düşük olasılıklı bir evrene savrulursunuz.
Bu senaryoda kişi, bedeni iflas etmiş, acı içinde, belki makinelere bağlı ama bilinci asla kapanmayan bir varlığa dönüşebilir. Evren sizi öldürmez, ancak süründürmeyeceği konusunda bir söz vermemiştir. Bu, kuantum ölümsüzlüğünü bir “hediye”den çok, kaçışı olmayan bir “hapis”e dönüştürebilir.
Bu dolaylı olarak sizin bütün sevdiklerinizin, tanıdıklarınızın (Anne, Baba, Kardeş, Arkadaş, Sevgiliniz veya Karınızın) öldüğünü görmeniz demektir.
Siz, kendi gerçekliğinizin “son kurtulanı” olarak, herkesin yaşlanıp göçtüğü ama sizin bir türlü “kapanışı” yapamadığınız bir zaman çizgisine hapsolmuş olabilirsiniz. Herkesin sizi terk ettiği, ancak sizin yaşamı terk edemediğiniz bir sonsuzluk.
Sonuç
Kuantum ölümsüzlüğü şu an için ispatlanması imkansız bir düşünce deneyidir. Çünkü test etmek için (Kuantum İntiharı) ölümü göze almanız gerekir ve sonucu sadece “hayatta kalan versiyonunuz” bilebilir; bu bilgiyi diğer evrenlere aktaramaz.



Bir yanıt yazın